Karadeniz’in mistik ağacı Karayemiş belgesele konu oldu

“Rengiyle, kokusuyla, çiçeğiyle, vahşiliğiyle, serinliğiyle, tadıyla vazgeçilmeyen bir hayat ağacı. Hem acımtırak bir Laz kirazı, hem mayhoş bir Gürcü kirazı. Karayemiş tipik bir Karadeniz paradoksudur. Hem unutulmayan, hem kolayca yüz çevrilen eski evlerin çatı diplerinde yapayalnız bir ağaç” diye tanımlıyor yönetmen Engin Yıldız ‘Karayemiş Ağacı’nı. Belgesel sinemanın temel ölçütlerine sadık kalarak hazırlanan Eski Evler ve Karayemiş filmi seyirci ile buluşuyor. Belgeselin İstanbul Galası 21 Aralık’ta Sarıyer Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi’nde gerçekleştir

Yapım ve yönetmenliğini Engin Yıldız’ın yaptığı “Eski Evler ve Karayemişler ” Belgeseli seyirciyle buluşuyor.Sarıyer Belediye’sinin desteğiyle Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi’nde 21 Aralık saat 20.00’da İstanbul Galası gerçekleştirilecek belgesel, Doğu Karadeniz güzergahını izleyerek karayemiş ve eski evlerin birlikteliğini sunuyor. Mevsimleri takip ederek ilerleyen film, eski evleri ve onları saran karayemişleri, Karadeniz’in rengarenk olan peyzajları, insanları, dilleri ve gelenekleriyle birlikte ortaya seriyor. Gitgide kaybolmaya başlayan bu “armonik resimler”, belgeselin ana motiflerini oluşturuyor.

Bir Karadeniz Paradoksu

Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali Finalisti’leri arasında da yer alan Eski Evler ve Karayemişler belgeseli, mevsimleri takip ederek ortaya çıkan uzun soluklu çalışma. Yönetmen Engin Yıldız belgeseli çalışmasını şöyle değerlendiriyor. “Doğu Karadeniz’in hemen hemen her tarafını, şehirlerini, köylerini, vadi ve dağlarını, ağaçlarını, evlerini, insanlarını inceleyip çekim yaptığımız ve bir yıl boyunca kurgusu ile diğer unsurlarıyla çalıştığımız bir film. Karayemiş, Karadeniz insanı için esrarengiz bir aşk gibidir. Rengiyle, kokusuyla, çiçeğiyle, vahşiliğiyle, serinliğiyle, tadıyla vazgeçilmeyen bir hayat ağacı. Hem acımtırak bir Laz kirazı, hem mayhoş bir Gürcü kirazı. Karayemiş tipik bir Karadeniz paradoksudur. Hem unutulmayan, hem kolayca yüz çevrilen eski evlerin çatı diplerinde yapayalnız bir ağaç. Onun sevgisi çocuklukta başlar, gençlik yıllarında unutulur, gurbete gidince hatırlanır, yaş ilerledikçe özlenir, yaşlılıkta ise bir sığınak olur. Karadeniz yağmur ve rüzgarın coğrafyasıdır. Eski evlerin ahşap ve kiremitli çatıları rüzgar ve yağmura karşı direnir. Hünerli ustaların ellerinden çıkan eski evler, Karadeniz’in hırçınlığını hesaba katarak yapılmış. Bu kırılgan coğrafyada sel olur, heyelan olur, ama eski evler zamana dayanıklıdır. İşte bütün bu noktaları belgesel film diline çevirmeyi denedim. Amacım, orada doğduğum ve çok iyi bildiğim bu coğrafyanın eski evleri ve karayemişlerini olabildiğince ayrıntılarla ortaya çıkarıp belgesel kameranın süzgecinden yansıtmak. Belgesel sinemanın temel ölçütlerine sadık kalarak filmi şekillendirirken, seyirciyi rahat ve özgür bırakan bir anlayışı tercih ettim”

 

Bir Cevap Yazın

Translate »
%d blogcu bunu beğendi: