“Kelimelerden önce kadın algısının değişmesi gerekiyor”

Kurumsal sosyal sorumluluk kavramının uluslararası standartlarda yaygınlaşmasını ve Türkiye’nin hayırseverlik temelinde vakıf, dernek, ahilik kültürü ile zaten var olan sosyal sorumluluk bilincini uluslararası alanda tanıtmayı amaçlayan Türkiye Kurumsal İletişimciler Derneği (KİD) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Fatma Çelenk 10. Kurumsal Sosyal Sorumluluk Zirvesi sonrasında sorularımızı yanıtladı.

Kadınlar için özellikle ülkemizde yol alınması gerektiği ve bu konuda çok fazla eylem, aktivite ve farkındalık çalışmalarının yapıldığını ifade eden Fatma Çelenk, kelimelerden ziyade algıların değişmesi gerektiğini vurgulayarak, “Liderlerin, politikacıların, şirketlerin, reklamcıların, filmcilerin bütün bunları hayatımızın içerisine entegre eden değerler halinde görürsek o zaman biraz daha hareket alanımız genişleyebilir. Bugün kadının değerini vurgulamak için dilin değişmesine çalışılıyor ama kelimeleri değiştirsek bile yani ‘bayan’ değil ‘kadın’ kelimesinin kullanılmasını sağlamak, çok fazla bir şeyi yerinden oynatmayacak. Kelimelerden önce kadın algısının değişmesi gerekiyor” dedi.

Kendinizi tanıtır mısınız bize? Fatma Çelenk kimdir?

Ben aslında tasarım okudum. Mimar Sinan Üniversitesi Tiyatro Dekor Kostüm Dekor Tasarımı bölümü mezunuyum. Çok çeşitli alanlarda hem tasarım hem de ilerleyen yıllarda iletişim üzerine evrilen bir kariyerim oldu. Televizyonlarda çalıştım. Radyoculuk yaptım ve daha sonra halka ilişkiler oldu, hayatımda. İletişimin aslında 360 derece araçlarını bilen, uygulamasının içerisinde olan, bir nokta da hoca oldum. Mentorluk yapıyorum. Bir taraftan da kendimi challenge etmeyi seven birisi olduğum için bugünlerde bir kitap yazıyorum.

Kitabın adı nedir, ne olacak?

Daha ismine karar vermedik ama bir roman olacak. Biraz Türkiye’yi 70’li 80’li yıllardan günümüze taşırken akarak hayatın içerisindeki karakterlerin yaşam hikayeleri içerisine örülmüş Türkiye durumları olacak.

Siz galiba yerinde duramayan kadınlardansınız, meraklı birisiniz galiba?

Evet, hepsini birleştirmeyi seviyorum. Bir tarafta bir şey öğrenip bırakmak değil öğrendiğim bir şeyi diğer yaptığım işe entegre etmeyi, zenginleştirmeyi böylelikle yaptığım işin derinliğini arttırmayı seviyorum. Farklı gözlerle bakmayı seviyorum yaptığım işte. Dolayısıyla ne kadar çok çeşitlilik olursa insanın hayatında, o kadar empati sahibi, yaratıcı ve motivasyonu yüksek olabiliyor. Bu benim için çok keyifli bir serüven öyle söyleyeyim kendi kariyer yolculuğumda.

Yaptığınız çalışmalardan bahseder misiniz? Sosyal sorumluluk kapsamında neler  yapıyor, nasıl görevler alıyorsunuz? Nasıl onları birleştiriyorsunuz?

Şöyle aslında bir kaç tane şapkam var. Sadece Kurumsal Sosyal Sorumluluk Derneği’nde değil. Aynı zamanda Kurumsal İletişimciler Derneğinin de Başkan Yardımcısıyım. Oradaki mesleki standartların yükseltilmesi, gelişen trendlerin takip edilmesi konusunda eğitimler, meetuplar organize ediyor, araştırmalar yapıyoruz. Bu kapsamda geliştirdiğimiz bir Akademimiz var.

Sosyal Sorumluluk Derneğinde ise sürdürülebilir kalkınma hedefleri kapsamında Birleşmiş Milletler’in şirketlerin yapmış oldukları projelerin değerlendirilmesi, daha içselleştirilmesi ve bu hedeflerin yaygınlaştırılması konusunda çalışmalar yapıyoruz. Gerek yurt dışı fonların desteğiyle proje yazımı ve uygulamasını gerçekleştiriyoruz, gerekse şirketlere bunların danışmanlığını veriyoruz. Hangi konuda bir sosyal sorumluk projesi yapmalı, nasıl bir konuyu ele alarak şirketine katma değer sağlar, şirketine itibar parametresi halinde kullanabilir. Çünkü hala sosyal sorumluluk ülkemizde çok daha farklı noktalarda ele alınabiliyor. Kimi zaman bağış olabiliyor. Kimi zaman hayırsever birisinin yapmış olduğu işler halinde anılıyor. Dolasıyla bunların ayrımlarını biraz anlatmak, şirketlerin kurumsal stratejileri için katma değeri en yüksek olan konsept ve konuyu belirlemek konusunda da yönlendirici oluyoruz.

Gayrimenkulde Kadınlar Liderler Platformunun Yönetim ve İcra Kurulu Üyesiyim. Burada da kadının iş hayatında güçlendirilmesi ve yükselmesi konusunda çalışmalar, araştırmalar yapıyoruz. Bir nevi kız kardeşlik platformu olarak da görebileceğimiz bu alanda da mentorluk verdiğim kişiler var.

Nasıl karar verdiniz, hayatın akışı mı sizi bu noktaya getirdi yoksa sizin de içinizde olan bir şey miydi birilerine yardım etmek?

Bir miktar aslında hayatta size getiriyor ama içinizde olmazsa herhalde bu yollar da açılmıyor. Fakat insanın kendisini en mutlu hissettiği an, karşısındaki kişinin hayatını değiştiren bir yönlendirmede ya da destekte bulunduğu an. Bunun parayla hiç alakası yok. Bir para vererek hayatını değiştirmekten kastım değil tabii ki bu. Ama bu bir zihniyet değişimi bir takdir tanınma içgüdüsünün ortaya çıktığı bir zamanda ayaklarının yere basmasını sağlayabilecek motivasyonu vermek. Bütün bunlar karşıdaki ve birlikte çalıştığınız kişileri mutlu ettiği kadar sizi iki misli mutlu ediyor. Bunu deneyimlemek çok önemli. Ve bunu bir kere fark ettiğimiz zaman hayat sizin için aslında öyle akmaya başlıyor.  Her yerden gelen bilgiler, talepler, istekler, yönlendirmeler bu yöne doğru size itiyor.

Kadın bir yönetici olarak ne gibi sorunlarla karşılaştınız?

Tabii ki zaman zaman ama bir kadın bir erkek olarak ayrıştırmadan da söyleyebilirim. Bir insan olarak yaşanan zorlukların tümü aslında o kişinin kendisini geliştirmesiyle alakalı. Bir ortama girdiğiniz zaman size saygı duyulabilmesi önce ilk imaj olarak duruşunuzla, daha sonra bilgi derinliğinizle ve ondan sonra ise, tecrübenizle saygınlık mertebesine ulaşıyor. Dolasıyla siz kendinizi ne kadar geliştirirseniz kadın erkek bunda fark etmiyor karşı taraftan alacağınız etki tepki meselesi de sizi o kadar mutlu ya da mutsuz edebiliyor.

Bu zirve hakkında ne düşünüyorsunuz? Zirvelerin olması sosyal sorumluluk bilincini arttırıyor mu?

Türkiye’de faaliyette bulunduğumuz 10’uncu yılımız bizim için önemli ve değerli. Bu kadar süre kurumların gelişmesi adına çaba gösteren bir derneğin de Türkiye’de bulunması oldukça önemli. Henüz ülkemizde bu bilinç yeni yeni oturuyor. 2000’lerin başından bu yana bebek adımıyla da olsa bir miktar yol kat edilmiş durumda. Fakat halen itibara etkisi konusundaki çabalar yetersiz kalıyor diyebilirim. Gönüllü yapılmasının da bu gelişmeye etkisi var tabi. Eğer regülasyonlar içerisinde yer alan bir noktaya ulaşabilirse, o takdirde daha fazla yaygınlaşabilme ve sürdürülebilir şekilde uygulanması ihtimali yükselebilir.

Sektöre nasıl bir katkısı olur zirvenin?

Kesinlikle bilinçlendirme konusunda faydası olacaktır. Konuşulan konular yine sürdürebilir kalkınma hedefleri kapsamında dağıtılacak ödüller bile şirketlerin bu konuya duyarlılıklarını bir miktar arttıracaktır diye düşünüyoruz. Çünkü her iki konuyu da birleştirerek, kurumların yapmış olduğu sosyal sorumluluk projeleri hangi sürdürülebilir kalkınma hedefine entegre bir şekilde çalışıyor diye denetleniyor. Ve ödüller bu kapsamda veriliyor. Dolayısıyla şirketlerin kendi içlerinde bir sosyal sorumluluk projesine başlarken bu hedefler doğrultusunda bir fikir oluşturmaları için düşünmelerini teşvik edebilecek bir yöntem diye düşünüyoruz. Yine zirvenin içerisindeki konuşmalar, araştırmalar, sunumlar yeni nesil trendler nereye gidiyor, markalı sosyal sorumluluk nasıl yapılır ve yeni nesil sosyal sorumluluk nedir, kadın toplumsal ilerleme açısından neden önemlidir bütün bunların hepsi zirvede konuşulan konuların arasında ve dolayısıyla yeni ufuklar açacağına inanıyorum.

Bir Cevap Yazın

Translate »
%d blogcu bunu beğendi: