“Kalbimin Gecekonduları”

 

Yüreğinde biriktirdiği kuşları uçuracak gökyüzü bulamamış bir duygu insanının yazısını okuyacaksınız. İlk yazılarımda kendimi tanıtmaktan yanayımdır. Sizlere biraz kendimi tanıtmak adına yazıyorum bu yazıyı. Şayet beni tanırsanız söylemek istediğim bazı şeylerin söylediklerimden ayrı anlamları olduğunu da anlayacaksınız.

Somutu hiç sevmedim ben ve sevebileceğimi de düşünmüyorum. Kalbim anahtarını kaybettiğim eski bir sandık ve içi manevi hatıralarla dolu. Asla elde edebileceğim şeylerin heveslisi olmadım çünkü kendimi tanıyorum ve zamanla değerini yitirebilecek hiçbir şeye heves etmemek üzere programlanmış bir kalbim var.

Kimi zaman sevinçler kimi zaman da kederler koydum kalp sandığıma ve antika değerlidir hesabı eskimeye bıraktım onları.

Tebessümlerime sakladığım duyguların tamamını yüreğime küçük küçük inşa ettim. Duygularımın birer yansımasıydı diğer insanlara verdiğim tüm değerler. Manevi sermaye ile sevdiremiyor insan kendini ve bu da bana karşılıksız duygulara sahip olmayı öğretti ki kalp mahallemin en büyük gecekondusu bu gerçek oluverdi.

Beklentisiz yaşamayı seviyorum. Beklemediğim her şey sürpriz olarak konuveriyor hayatıma ve sürprizleri seviyorum. Her sürpriz yeni bir gecekondu inşa ediyor yürek kenarlarıma. Sevdiklerimin işgalinden başka hiçbir tarihi yok kalbimin. Kaç kez kuşatıldı bir bilseniz. Ama en fazla alan kaybını evlatlarımın işgalinde yaşadım.

Hayata kafa tutmayı seviyorum biraz da. Hayatın her getirdiğine eyvallah diyerek kucak açmak yok fıtratımda. Kendimce süslemeyi seviyorum hayatın getirilerini. İşime geldiği gibi, içimden geldiği gibi.

Gibi kelimesinden yüklem olmaz dediğinizi duyar gibiyim. Ama düzeltmek istemiyorum cümlelerimi çünkü cümlelerime müdahale etmem, duygularıma müdahale etmem demek ve duygularıma ne kendim karışırım ne de kimsenin karışmasına müsaade ederim. Her şey doğru olacak değil ya hayatımda. Bırakın cümlelerim de devrik kalsın. Onlar da kalp mahallemin çarpık gecekonduları oluversin.

Sevinince sığdıramıyorum içimi içime. Minik minik inşaatlar oluşuyor kalbimde ve çoğu ruhsatsız sevinçlerimin. Bir yerlerinden açık veriyor tebessümlerim ve kendi ışığımı seviyorum o zamanlarda. Üzüntümü içimde tutabilen biri olamadım hiç. Üzüldüğümde şimşekler çaktı gözlerimde ve sağanaklar yağdı yanaklarıma. Üzüldüğümde taş taşıyor içim sırtında gecekondusunu inşa etmek için.

Aynı Türkçeyi konuşuyoruz belki ama benim dilimin çevirisi bazen zor oluyor beni anlayamayan okurlarımca. Kelimelerin, cümlelerin içlerine farklı anlamlar saklamayı seviyorum. Her şeyi çok açık yazmayı okuyucumun zekasına yapılmış bir hakaret olarak görüyorum.

İşte böyle biriyim ben. Yüreğine ruhsat vermeyen ama gecekonduların yapılmasına da ses çıkarmayan, maddi olan hiçbir şeyi sevmeyen, deli bir kadın.

Veda etmeyi sevmediğim için hoşçakalın demeyeceğim size. Sessizce gidilmesinden yanayımdır hep ancak ilk tanışmamız olduğu için bir şeyler söylemeden de gitmek istemiyorum.

Her gece ettiğim dua ile veda edeyim bu günlük size: “Allah’ım sevdiklerimi, aklımı ve cümlelerimi koru.”

 

Beyza Akpınar Ersoy

Bir Cevap Yazın

Translate »
%d blogcu bunu beğendi: