Bu yazımda sizlere yurt dışındaki son gelişmeleri aktarmak istiyorum. Son alerji immünoloji kongresinde konuşulan bir konu. Daha çok taze bir konu. Çocuklarımıza ülkemiz rutin aşı takvimi dışında yapılan aşılardan özellikle VARİSELLA ZOSTER yani suçiçeği aşısından bahsetmek istiyorum.
Bizler hala yaptıralım mı yoksa yaptır mayalım mı tartışması içindeyiz. Bu ve benzeri aşıların henüz 30 yıllık mazisi yok. İlerde ne çıkar bilinmiyor. Peki, ne yapmalıyız? Yaptırırsak sakıncaları ne olabilir? Ya da en doğru uygulaması nasıl olmalı? Ve en önemlisi yanlış uygulamanın zararları neler olabilir?
Her şeyden önce bu ve benzeri hastalıklar adından da anlaşılacağı üzere çocukluk çağı hastalıklarıdır. Özellikle daha immün sistem yani bağışıklık sistemimiz gelişirken geçirilmeli ve ömür boyu bağışıklık bırakması sağlanmalı. Ayrıca çocukluk çağında geçirmek daha hafif bir tablo yaratırken, aynı hastalık erişkin bireylerde daha ağır ve hatta fatal ( ölümcül) tablolarla sonuçlanabilir. Yapılan aşı inaktive edilmiş virüs olduğu için virüs ile aynı etkiyi sağlamaz. İnaktive virüs ne demek? Şöyle ki virüsün tamamı değil kolu bacağı saçı kılı tüyü vs. vücudumuz ve tabi ki bağışıklık sistemimiz virüsü kısmen de olsa tanır ve yok eder. Ancak bu tür bağışıklıklar gerçek virüsünkiler kadar uzun sürmez. Ömür boyu koruyuculuk sağlamaz. İşte bu yüzdendir ki hastalık tek sefer geçirilirken aşılar defaten uygulanır.
Gelelim sakıncalarına. Her şeyden önce aşı 5–10 yıl koruyorsa ( ki varsayılan budur.) çocuklarımız bu hastalığı daha ileri yaşlarda geçirme tehlikesiyle karşı kaşıya kalırlar. 25 – 30 yaşınızda suçiçeği geçirdiğinizi düşünebiliyor musunuz? Ya da Allah korusun gebeyken geçirdiğinizi düşünün? Neler olabilir? Hastalık daha ağır seyretmekle kalmaz daha ağır komplikasyonlar doğurur. Örneğin merkezi sinir sistemi rahatsızlıkları. Serebellit yani beyincik tutulumu. Yürüme ve denge bozuklukları, görme problemleri. Solunum sistemi yan etkileri ki bunlar özellikle astımlı kişilerde çok daha aşikâr olur.
Astımlı, bağışıklık sistemi baskılanmış, kortizon tedavisi altındakiler, AİDS’liler ve gebeliğinin son üç ayındaki kişiler daha çok risk altındadırlar. Bu kişiler ölümcül olabilen pnömoniler ile karşı karşıya gelip hayatlarını kaybedebilirler.
Gebe demişken gebeklerde bambaçka yan etkileri var. Özellikle çocuğa. Beyin gelişimini etkilemekle kalmaz kolu bacağı ve çeşitli uzuvları eksik çocukların doğmasına sebep olabilir. Yine özellikle çocukları etkileyen ve reye sendromu olarak bilinen karaciğer sirozu benzeri tablo ile ölümcül olabilen hastalıklar gelişebilir.
Peki ne yapalım? Bu hastalığı çocukken geçirmek en doğal yol. Tıpkı benim şu aralar mecburi hizmet için bulunduğum Anadolu ilçesi ve civarı gibi hastalıklı çocuğu sağlamların yanına getirip doğal aşılama yağılabilir. Ya da Amerikalı meslektaşlarımızın kendi vatandaşlarına yaptığı gibi aşıyı 20 yaşında tekrarlamalıyız. Aklınızda bulunsun bizim ülkemizde uygulanan şekli ilkokulda son doz aşı yapılmasıdır. Ancak Amerikalı meslektaşlar 20 yaşında rapel doz tekrarı olarak farklı bir uygulama yapıyorlar. Aşı tahmini 750 YTL dolaylarında olmalı. Lütfen dikkat edelim. Çocuklarımızın geleceğini kendi paramızla riske atmayalım. Ya doğal hastalığı geçirsinler, ya da illa aşılanacaksa mutlaka 20 yaş civarında aşılatalım. Tabi çocuk ergenlik yaşına kadar hastalanmadıysa mutlaka aşılama yapılmalıdır. Özellikle gebelerin korunması çok önemlidir. Aşı uygulamasından sonra en az 6 -9 ay gebe kalınmamalıdır. Bu konu ile ilgili Dünya Sağlık Örgütünün yayınlarını hep birlikte takip edelim.
Dr. M. Mustafa ŞİNASİ
drmsinasi@gmail.com
