Hep klasikleşen tatil mekanlarımız vardır. Bunların başında Antalya, Bodrum, Marmaris gibi insan kalabalığının olduğu ve eğlencenin sadece yüksek ses müzik ve danstan olduğu yerler gelir. Ama iç huzuru her şeyden önemlidir. Özellikle metropol şehirlerde yaşayanlar ve sürekli koşturmaca halinde hayatlarını tek düzelikte yaşayanlar için süper bir yeri anlatacağım sizlere...
Baştan söyleyeyeyim... Öyle beş yıldızlı oteller, konfor ve her şey dahil sistemler yok anlatacağım yerde. Tertemiz beyaz sabun kokan çarşaflar, yerleri belli ki kloraklanmış mozaik taşlar ve her yerde arnavut kaldırımlar.. Yaz bitmeden biz dahil dört aile bir kaçamak yapmak istedik ve Çanakkaleye bağlı Assos Behramkale de Sokakağzı denen ilginç yeri keşfettik. Burası esasında bir köy ama oranın yerlileri evlerini apart haline getirmişler, oldukça da iyi etmişler.
Ayrıca İstanbul’a uzaklığıda 5 saat yani oldukça yakın. Biz Fatma Teyzenin apartında kaldık ama dediğim gibi yerli halkın bir çoğu evlerini apart halinde sunduğu için bir çok tercihiniz var. Öğlenleri Assosa inebilir ve Çanakkale’nin tarihi yerlerini keşfedebilirsiniz. Assos merkezde midye dolma ve wafflee yemenizi öneririm. Denizin dibindeki sıra sıra balıkçılarda uğrak yeriniz olabilir. Behramkaleyi gezerken ıhlamur, kekik, tarhana, sabun gibi ufak alışverişler de yapabilirsiniz. Assos yolundaki Cam Evine uğrayabilir, Pelin Hanımın ilginç eselerini görebilirsiniz. Civarı gezdikten sonra dönelim Sokakağzına...
Meğer İstanbul’da uyanmakla, Sokakağzında uyanmanın arasında büyük fark varmış. Bir kere sabah 7de horozların sesine uyandım ama çok dinç ve huysuz olmadan kalktım. Evimizin önünde kuyu vardı ve bahçesinde bir çok meyve ağaçları. Eğer çocuklarınız varsa böyle bir yere götürmenizi tavsiye ederim. Uyanır uyanmaz dalından incir koparıp yarısını kendim yiyor yarısını da horoz ve tavuklarla paylaşıyordum. Bu belki basit gelebilir ama bana mutluluk veriyordu.
Sabah karşıdaki bağdan üzüm toplayan dedelerle selamlaşmak, kahvaltı öncesi buz gibi Çanakkale denizinde kendine gelmek ve ardından köy kahvaltısı. Merak edenler için fiyatları da vereceğim. İki odalı bir banyolu ve bahçeli bir apartın günlüğü 50tl kaç kişi kalırsanız kalabiliyorsunuz. Tabii bir de mutfağı var, mutfağında da her şey mevcut ama biz hiç kullanmadık. Yürüme mesafesinde olan bir köy restaurantında kahvaltı kişibaşı 5tl ama kahvaltıda tüm organik yiyecekler mevcut. Aklınıza ne geliyorsa siz istemeden zengin bir kahvaltı size geliyor. Akşam yemekleri de sizin isteğinize bağlı. Biz her gece balık yemeği tercih ettiğimiz için Sokakağzındaki Muhammer’in Yerine gittik. Önü olduğu gibi deniz olan yerlerde küçük çakıl taşlarıyla sizi karşılayan ve muhteşem zeytinyağlıları olan bir yer. İnternet bile var... Oradaki evlerin yapısı genelde taş yapı, Muhammer’in Yeri de öyleydi. Karışık kızartması ve zengin salatası favorim, denemelisiniz.
Bir de değişik bir anımızdan bahsetmeliyim sizlere. Her gece olduğu gibi kendi kendimize fasıl yapıyor ve eğleniyorduk. Şarkı bitiminde içerden gelen duru sesle mest olduk. Bu ses daha belkide çoğu kişinin tanımadığı ama ileride herkesin bileceği biriydi, Sedef PALA. Sedef Pala, bir çok ünlünün vokalistliğini yapmış, Günay Restaurantta sahne almış, Candan Erçetin’in programında misafir olmuş, Hınçal Uluç’un köşesinde sıkca bahsettiği bir isim.
Anlat anlat bitmeyecek biri aslında...
İki masa kaynaşım halinde uzun bir gece geçirdik, Şaziye Güner de oradaydı. Şaziye Güner, bilindiği gibi ünlü bir operacı.
Uzun lafın kısası biz Sokakağzında çok eğlendik, bir uğrayın derim...
